Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Orhan Veli... 36 Yaşındaydı...

Dün gece yazdım ama blogger yüzünden yayınlayamadım bunca saate kadar. Geciktik. Olsun. İlahi Cem...

Bugün çok sevdiğim bir "insan" olan, Sunay AKIN olmasa, hatırlayamazdım "yarım saat" sonra en sevdiğim şair olan Orhan Veli'nin ölüm yıl dönümü olduğunu...

Orhan Veli... 36 yaşındaydı öldüğünde ve geride, ölümünden 60 yıl sonra bile hala ezbere söylenebilen onlarca şiir bıraktı.

Aslında, bakmayın siz Seyfi Abi'ye; pek anlamam şiirden, şairden; ki yıllar önce hiç anlamazdım. Lisedeyken, hiç sevmediğim edebiyat dersinden, ek not olsun diye -ve aslında yazmak zorunlu olduğu için- dönem ödevi sırasında ilk sıraya yazdığım "edebiyat" dersi öğretmenimin bana bir "şair"in hayatını araştırmasını istemesi gerçekten rahatsız etmişti beni. Üstelik bir kitabını alıp, okul kütüphanesine bağışlamamı istemişti. Edebiyat + Şiir + Şair + Para verip kitap almak + bu aldığın kitabı BAĞIŞ yapmak... Adeta büyük bir kabus. Handikaplar ötesi.

Aldığım kitabı mecbur karıştırmak zorunda kaldığım zaman aslında şiirin bana uzak bir şey olmadığını gördüm Orhan Veli sayesinde. Ki Orhan Veli o gün hayatıma girmemiş olsaydı, hala daha uzaktı bana şiir; ki hiç bir şiir ve şair, Orhan Veli kadar yanaşamadı hala bana (Seyfi rules)

Kendimden bir parça, yaşadığım bir hayat, gördüğüm sokaklar ve alamadığım zam'dı Orhan Veli'nin şiirleri. Benim gördüğüm, yaşadığım, bakarken gözlerimi sulandıran hislerdi. Belki o zamanlar bunu şu an hissettiğim kadar hissedemiyordum ama o anlarda bile benim geleceğimde ne olacağımı, nasıl düşünebileceğimi gösteren kişiydi aslında Orhan Veli...

Bakakalıyordum giden geminin ardından bir iş muhabbetinde ve atamıyordum kendimi denize, çünkü çalışmam gerekti.

Kamyoncunun karısına söylediği gibi söyleyebiliyordum bir kaç hatuna; yapma, senin eniştende gözün var!

Harbe giden sarı saçlı çocuğu düşünüyordum, haftasonları işe giden sarı saçlı çocuk olarak. (minikken sarı saçlıydım ben)

Gözlerimi kapatıyordum boğazdan karşıya geçerken ve bir zamanlar sigara içerken.. İçime çekiyordum İstanbul'u.. Belki Orhan Veli kadar temiz havasıyla çekemiyordum ama her seferinde gözlerimi kapayıp yaşıyordum dok'lardan gelen çekiç seslerini...

Bana çok şey ifade ediyor Orhan Veli. Tüm şiirlerini okuyup, bir çoğunu yüzünde milyonlarca mimik ve tebessümle okuyan biri olarak, onu ölüm yıldönümünde anmak istedim. Edebiyat bile yapmış olmaya çalıştım sanki. Saçmaladığıma eminim. Olsun. Seyfi abi haricinde pek şiirsel aktivitelerim olmasa bile, Orhan Veli... Büyük adamdır. Şairdir. Bizden biridir...

İçimden gelen iki şiir..

İlk yemişini bu sene verdi,
Kızılcık,
Üç tane;
Bir daha seneye beş tane verir;
Ömür çok,
Bekleriz;
Ne çıkar?

İlâhi kızılcık!

--

beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

National Geographic POD