Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Aziz Yıldırım Operasyonu

Efendim selamlar!

Nasılsınız bir yaz/bahar çakması akşamında?

Efendim, bizim keyifler pek iyi sayılmaz. Malum, Fenerbahçe merkezinde toplanmış bir "şike" soruşturması mevcut şu an gündemde. İddialara göre bir çok maçta rakip takımı satın almış, bir çok maçta en yakın rakibimizin rakibine teşvik primi vermişiz. Üstüne bu işi çok sevmiş olacaklar ki, olayı silahlı örgüt kıvamına sokup, kendimize haksız avantajlar yaratmışız.

Türk futbolunda şike ve teşvik primi yıllardır var. Bunu kimse inkar edemez. Bunu yapmamış, özellikle teşvik primini vermemiş kulüp olduğuna inanmıyorum. Kimi silkeleseniz, eteğinden dökülür bitler. Ve bu düzene en çok çomak sokmuş, en çok adaletsizlikleri dile getirmiş olan kişi olan Aziz Yıldırım, şu an "şike" soruşturmasının hedef adamı oldu.

Olayın "şike" soruşturması olarak yola çıkmasını baz alarak söylememiz gereken çok şey var. Bu ülkedeki "şike" soruşturması yapan adli makamların teknik takipleri neden sadece Fenerbahçe'nin söylediklerini kapsamış?

Bildiğimiz üzere 8 aydır delil toplama aşaması sürmüş bu soruşturmanın. Yani aylar öncesinde oynanmış maçların, maçlar daha oynanmadan önce "teknik takibe" takılan konuşmalardan şaibeli olacağı biliniyordu iddia makamına göre. Neden maçlar daha oynanmadan ya da maçtan hemen sonra soruşturma başlatılmadı? Neden ligin bitmesi, neden federasyonun değişmesi ve neden seçimlerin bitmesi beklenildi?

Neden aylar öncesinden "şike" olduğunu bildikleri halde müdehale etmediler?

Neden hükümete yakın çevrelerde ve gazetelerde, sonucu belli olmamış bir soruşturmanın sonucu belli olmuş gibi açıklamalar var? Neden bu gazetelerde sürekli toplum bilincini manipüle edebilecek "olmuş/bitmiş/ispatlanmış" nitelikte haberler yayınlanarak, toplumda kesin bir yargı oluşmasının altyapısı yaratılmaya çalışılıyor?

Neden suçu kanıtladığı iddia edilen deliller, şüpheli avukatlarından önce bu yandaş basına veriliyor, neden önce onların haberi oluyor?

Neden Emenike'nin Fenerbahçe maçında oynamaması suç unsuru olarak göz önüne alınıyor da, bir sonraki maç olan Trabzonspor maçında da oynamaması göz önüne alınmıyor?

Neden Sezer Öztürk'ün Trabzonspor maçında iyi oynadığı ve bunun karşılığında Fenerbahçe'ye transfer edilmesi gözaltı sebebi oluyor da, Hurşut Meriç'in Gençlerbirliği - Fenerbahçe maçında alenen, kameralar karşısında "Trabzonspor için oynadık" demesi "teknik takibe" takılmıyor?

Neden maçın son dakikalarında durum 2-1 Fenerbahçe lehineyken Batuhan Karadeniz'in vurduğu kafa vuruşunun direkten dönmese maç 2-2'ye geleceği halde, Eskişehir maçının satılmış olduğu iddia ediliyor? O top direkten dönmese bu maç "teknik takipten" çıkartılır mıydı?

Neden Galatasaray - Trabzonspor maçında Pino'nun kaleye gitmek varken geri dönmesi konuşulmuyor?

Neden Bucaspor - Trabzonspor maçından önce, Bucaspor'un 8 tane altyapı oyuncusuyla maça çıkacağını açıklaması ve bununla birlikte son dakikalara girilirken Bucaspor'un beraberliği yakalamasından sonra santra vuruşunu kullanan 2 Trabzonsporlu oyuncunun, elini kolunu sallayarak tüm Bucaspor defansını geçmeleri, son adam olan stoperin kendini yere atmasını ve sonucunda pozisyonun, golü yemelerinin hemen ardından golle sonuçlanması araştırılmıyor?

(Dikkatle izleyin ve izletin: http://www.youtube.com/watch?v=SEZxbdeSOUA)

Sorular çoğaltılabilir. Daha çok soru yazabilirim ve cevabını mantık çerçevesinde veremezsiniz.

Çünkü bu operasyon "şike" değil, Aziz Yıldırım operasyonudur.

Bilindiği üzere Aziz Yıldırım, yıllardır Fenerbahçe'nin başkanı ve tek adamıdır. Kendisi bırakmadığı sürece, kendisini zorlayacak bir aday da yoktur. Hatta kendisi bırakmak istediği dönemlerde taraftarlardan ve kongre üyelerinden büyük bir talep doğmuş ve yeniden başkan olmuştur. İyi yanları vardır, sevenleri vardır, sövenleri vardır ama adayı yoktur. Hal böyle iken, Aziz Yıldırım'ı seçim yoluyla indirilebilmesi mümkün değildi ve bu operasyon tamamen uydurma iddialarla, bu nedenle çıkmıştır.

Olayın siyasi boyutları olduğu hükümet yanlısı gazetelerin manşetlerinden rahatlıkla anlayabiliyoruz zaten. Aykut Kocaman'ın "Alnımız Ak" temalı röportajının içeriğini görmezden gelip "Suçlular Cezalandırılmalı" manşetiyle yayınlamak bunun en basit örneği. Kaldı ki, bu gazeteler tarafından, daha ortada elle tutulur bir iddia bile olmadan Aziz Yıldırım suçlu ilan edildi ve yaptıkları anketlerle "yeni başkan kim olsun"u bile tartışmaya başladılar.

Bana sorsanız, yani bundan iki hafta önce sorsanız, Aziz Yıldırım'dan sonra kim başkan olsun, bana on tane adam say, deseniz, 30 tane adam sayardım ama "Murat Ülker" gelmezdi aklıma. Bunu bin tane Fenerbahçeliye sorun, bin tanesi 20bin tane farklı isim söylerdi ama onların da aklına gelmezdi Murat Ülker.

Şimdi bu gazetelerde yapılan anketlere baktığımızda listenin kıyısında köşesinde hep bir Murat Ülker görüyoruz? Neden?

Hükümet yanlısı gazeteler, hükümet yandaşı bir şahsı yavaş yavaş bünyelerimize empoze ediyorlar. Tıpkı Aziz Yıldırım'ı asmaları gibi. Her başlıkta asıyorlar Aziz Yıldırım'ı. Her başlıkta bir 10 yıl yiyor, her başlıkta biraz daha "şikeci" gösteriliyor. Ve her ankette Murat Ülker gözümüze çarpıyor, hiç aklımızda olmamasına rağmen. Neden?

Fenerbahçe ve Galatasaray bu ülkenin en büyük iki kulübüdür ve daha önemlisi, en büyük iki sivil toplum örgütüdür. Hiç bir beklentisi olmadan, sadece renklere aşık olan milyonlarca destekçisi vardır. Tek galibiyetiyle işsizliğini unutacak fakirleri, tek malubiyetiyle iflas etmiş gibi kederlenecek zenginleri aynı çatı altında buluşturabilen, sınıf gözetmeyen bir sivil toplum örgütüdür. Giriş kartı tektir; formanın rengi!...

Bu sivil toplum örgütünün başında kim olmak istemez ki?! İşte, görüyorsunuz! Üzerine atılabilecek en büyük leke atılmış, üzerine pisliğin kocamanı sürülmüş, "şerefsiz!" diye yazıyor gazeteler onun hakkında üstü kapalı olarak! "Şikeci azize" diyor üç yaşın zekasını taşıyan bünyeler! Pislik, bok, şerefsiz, ibne, mafya!

Ama işte, görüyorsunuz ki, bu sivil toplum örgütü öyle bir güç ki; o adama inanıyor. Tüm bu iğrenç yaftalamalara rağmen, herşeyin doğru olabilme ihtimaline rağmen o adama inanıyor ve o adam için yürüyüşler tertip ediyor, yazılar yazıyor, kavgalar ediyor!

İşte, bu büyük sivil toplum örgütünün başındaki adamın erişebileceği güç! Bu gücü kim istemez ki?!

Herkes ister.

Özellikle toplumun tamamına hükmetmeye meyleden siyasi güruhlar ister. 1984 romanını yaşıyorum sanki! İnanın buna, sadece Fenerbahçe'li olduğunu söylediği için Tayyip Erdoğan'a oy veren adamlar var. Sadece Fenerbahçeli olduğunu söylediği için "adam gibi adam, recep tayyip erdoğan" pankartı açmışlığı var tribünlerimizin.

Ve bu imamın askerlerinin şimdiki hedefi, alçaklıkla, şerefsizlikle bile suçlanabilen bir adamın arkasında durabilen Türkiyenin en büyük sivil toplum örgütünün başına geçmek.

Bu işin hükümet kanalıyla yapıldığını anlamak için operasyonun seçim sonrası yapıldığını kabul etmek bile yeter. Çünkü hiç kimse bu büyük sivil toplum örgütünü karşısına almak istemezdi. İnsanlar bu ülkede takım tutar gibi parti tutabilir ama takım bilinci, siyaset bilincinden her zaman yüksektedir. İnsanlar hayatındaki her şeyi değiştirebilir, eşini, işini, siyasi görüşünü bile; ama takımını değiştirmezler. Ve hükümet bunu bildiği için ve Türk insanının kolay unuttuğunu da bildiği için seçimden hemen sonra start verdiler operasyona. Aylar öncesinden bilindiği halde, bir çok kulübün emeğini çaldılar, bir çok futbolcunun alın terini çaldılar, bir çok emekçinin parasını çaldılar, bir çok insanın duygularıyla oynadılar. Sekiz ay öncesinden bilmelerine rağmen, hiç bir şey yapmadılar. Neden? Somut deliller o zaman toplanmamış mıydı? Aziz Yıldırım, Eskişehirspor soyunma odasına girip o zaman dememiş miydi "böyle oynarsanız sizi yeneriz" diye? Neden sustunuz? Neden seçimin bitmesini beklediniz?

Ki ayrıca, bu soyunma odası olayı da bir komedi. Somut delil diye gösterdikleri delil bu. Aziz Yıldırım, maçtan önce Eskişehirspor tesislerine ziyarete gider, yanında Eskişehirspor yöneticileri ve Fenerbahçe yöneticileri vardır. Bülent Uygun o sırada soyunma odasındadır ve Aziz Yıldırım soyunma odasına girer, tahtadaki taktiğe bakar, yanında yirmi kişi varken gülerek; "böyle oynarsanız sizi yeneriz, böyle oynamayın" der ve yirmi kişi birden güler, sonra soyunma odasından çıkarlar, hayatlarına devam ederler. "Şikenin" somut delili bu. "Aziz Yıldırım, "böyle oynarsanız sizi yeneriz" deyip, tahtada taktiği değiştirmiş, bizim yenebileceğimiz şekline getirmiş". Şaka mısınız lan? sdmfas

Bu zamana kadar yaptıkları eylemlere bakarsanız, hangi yolları, hangi yöntemlerle aştıklarını biliyorsanız bugün bu olanlara da bir cevap bulacaksınız. İmamın ordusu, Fenerbahçe Cumhuriyetini kuşatmış durumda! Kendi çıkarları için kalemi kırdılar, yüksek ihtimalle davalar aleyhimizde sonuçlanacak. Hem de hiç bir mantıklı kanıt olmamasına rağmen... Fenerbahçemiz bir alt lige düşecek, hayatlarında bir daha şampiyonluğun Ş'sine erişemeyecek olan Trabzonspor şampiyon ilan edilecek, Aziz Yıldırım gidecek, bakalım kim gelecek?

Tabi maymun gözünü çoktan açmış durumda. Bu sene yukarıda yazdığım son cümle gerçekleşse dahi biz takımımızın arkasında duracak ve bunları yapanlardan hesabımızı soracağız. Yıllar önce açılan "sandıkta görüşürüz mesut bey" pankartını gerekirse yine asar, gerekirse yine harekete geçiririz Türkiyenin en büyük sivil toplum örgütünü. İmamın ordusu varsa, Fenerbahçe'nin Cumhuriyeti var!

Yarın -bir çok taraftar grubunun satmasına rağmen- Bağdat Caddesinde görüşürüz canlar!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

3 Responses to : Aziz Yıldırım Operasyonu

  1. Pelor says:

    söyeleyeceklerin daha bitmedi..

  2. Her ne kadar cok buyuk bir komplo teorisi gibi gorunse de R.T.E ve A.K.P söz konusu oldugunda "Yok abijim, olmaz oyle şey." deme sansimiz pek yok gibi sanirim.

  3. @Pelor; Evet, söyleyeceklerim henüz bitmedi. Cebimde biriktiriyorum hepsini :)

    @Monkey D. Luffy; Maalesef, gerçekten üzülerek söylüyorum ki, doğru söylüyorsun. Öyle bir korku cumhuriyeti yaratıldı ki, insanlar her hareketin altında bir pislik arar duruma geldi. Şu an durum öyle olmasa da, genel olarak "hükümetlerin" bizleri getirdikleri nokta maalesef bu...

Bu gadget'ta bir hata oluştu