Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Beşiktaşlılık Duruşu

Son günlerde, yine aynı terane, "Beşiktaşlılık Duruşu" yine ortaya çıktı.

Fenerbahçe yöneticilerinin içeri alınmasıyla birlikte, tüm spor camiası yine kutsal ittifakını oluşturmuş, Fenerbahçe'nin küme düşürülmesini, Aziz Yıldırım'ın idam edilmesini, hatta Fenerbahçe'nin aldığı tüm şampiyonlukların böyle olduğunu ve tüm şampiyonluklarının incelenmesini, asılmasını, stadının yakılmasını, sarı-lacivert renklerin yanyana kullanılmasının yasaklanmasını falan konuşur hale geldi.

Biz, Fenerbahçeliler olarak, şike iddialarına inanmıyoruz, inanmak istemiyoruz. Bunu gittiğimiz/izlediğimiz maçlarda futbolcuların yüzlerindeki inanca bakarak söylüyoruz. O emeğin gerçek olduğunu biliyoruz ve buna inanıyoruz.

İddialar ortaya atıldı, yöneticilerimiz gözaltına alındı ve tutuklandı. Biz, hala kulübümüzün arkasındayız. Çünkü henüz ortada ispatlanmış bir suç yok. Ortaya "müthiş iddialar, cevaplayamadılar bile, dili tutuldu Aziz Yıldırım'ın" gibisinden attıkları gazete başlıklarından da gördüğümüz üzere gerçekçi hiç bir iddia yok. Bir konuşmanın arasından iki cümle kesip ortaya çıkartalım, bir çoğumuzun telefon konuşmaları ya pornoya girer ya da terörizme. Bu bağlamda, o telefon konuşmalarının tamamını dinlemedikçe ya da sanık sandalyesinde oturanın dediklerinin yalan olduğu ispatlanmadıkça yöneticilerimiz ve takımımız suçsuzdur. Biz, böyle olduğuna inanıyoruz ve bu işin arkasında daha önce de bahsettiğim gibi, pis oyunlar döndüğüne inanıyoruz.

Ama, yazının başında da belirttiğim gibi, diğer bütün camialar ağız birliği etmişçesine ilk günden ortada ispat edilmiş bir suç olmamasına rağmen, takımımızı yerden yere vurmaya başladılar ve bizi çoktan şikeci ilan ettiler.

Önce Sadri Şener içeri alındı, tüm Trabzonspor taraftarları sustu.

Sonra Beşiktaş yöneticisi ve teknik direktörü içeri alındı, Beşiktaşlılar sustu.

Bu sefer meydanı boş bulan ve o ana kadar sesi çıkmayan Galatasaray başkanı konuşmaya başladı ehe.

Beşiktaş yöneticisi ve teknik direktörü şike suçlamasından içeri alındı ve o zamana kadar bize ve takımımıza "şerefsiz, şikeci" gibi ithamlarda bulunan Beşiktaş taraftarları bir anda farklı bir şarkı söylemeye başladılar. "Suçları ispat edilene kadar suçsuzdur" demeye başladılar. Ve bunun adına "Beşiktaşlılık duruşu" dediler.

Ben, tribünlerden gelen bir insan olarak "duruş" olarak bahsi geçen hal, tavır ve erdemler bütününün en az Beşiktaş camiasında olduğunu biliyor ve görüyorum. Bu, suçu ispat edilmemiş bir camiayı sırf yıllardır içlerinde biriktirdikleri ezikliği tatmin etmek amacıyla önce yerden yere vuran ve sonra, kendi başlarına geldiğinde "suçu ispatlanana kadar" geyiğini hatırlayan bir camianın 180 derecelik dönüşlerine "duruş" demesiyle zaten açıklık kazanıyor.

Duruş dediğiniz öyle olmaz beyler! Duruş dediğiniz, ispatlanmayan ve ortada doğru düzgün bir delili olmayan bir davada asılmaya ve lekelenmeye çalışan camiasının arkasında durmakla olur. Suçları kesinleşsin ve camiayı tatmin etsin, ilk önce cezasını biz keseriz suçluların; ona kimsenin şüphesi olmasın! Bizler, bizleri tatmin edecek delilleri görünceye ya da tutuklanmış yöneticilerin ağzından itiraf edilinceye kadar bu suça inanmayacak ve takımımızın arkasında duracağız! Bizler, Fenerbahçe taraftarıyız. Aramızdaki büyüklük ve "duruş" farkı buradan geliyor.

Siz, ne olur ne olmaz mantalitesiyle toplum gözünde prim yapmak için aldığınız kupayı iade edersiniz, taraftarlar olarak süper kupa finalini protesto edersiniz ve buna duruş dersiniz, biz, o suçun ispatlandığını görene kadar camiamızın arkasında durur ve gerekirse yürür, gerekirse kavga ederiz!

Biz, Kadıköy meydanında ikibin kişiyle birlikte kadın, kız, çocuk demeden saldıran camianız taraftarlarını gördüğümüzde Beşiktaşlılık duruşunun ne olduğunu anlamıştık, kupa falan iade etmenize gerek yoktu...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Beşiktaşlılık Duruşu

  1. inhuman says:

    Demirören son zamanlarda çok yatırım yaptı, belki "vereyim kupayı da bana bulaşmasınlar aman!" diye düşünmüştür. :) Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık, keyfim bozulmasıncılık... Ayrıca olaya düz mantık baktığında bir şeyler var ki iade ettiler hemen kupayı diye de düşünmeden kendini alamıyor insan. Sığ bir bakış açısı ama... Kim bilir neler dönüyor perdelerin arkasında. İşin kötüsü ergenekon s.kine bağlayack gibi bu olayın sonu da, ortada ne tam olarak bir iddia, ne de kesinleşmiş bir suç olacak... Tabi öyle olmaz umarım.

  2. %99 öyle olacak. Bir süre sonra insanlar takip etmeyi bırakacaklar ve bugün adaleti, orduyu nasıl ufak ufak değiştirdilerse, bu büyük camiaların başlarındaki insanlar da o şekilde kimseye hissettirilmeden değişecek. Teorilerimiz uyuşuyor :)

    Bu zamana kadar, yani Beşiktaş ile ilgili iddialar ortaya atılmadan önce medyada küme düşürme olayı bu kadar yoğunken, şimdi "suçları ispat edilsin bi bakalım hele" modunda takılmaları da ayrı bir parantez konusu.

    Suçları ispat edilmeden ya da ele-dişe dokunur bir delil TFF'na sunulmadan TFF böyle bir karara imza atamaz. Burada söz konusu kulüp Galatasaray ya da Trabzonspor'da olsa aynı olurdu tepkim. Aynı şekilde Beşiktaş'ın da katakulliye gittiğine inanıyorum. Toplum psikolojisini etkilemek için yapılmış bir hamle gibi geliyor bana bu Beşiktaş operasyonu :) neyse. Böyle işte ehe

National Geographic POD