Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Hasta Adam: Çok Soğuktu...

Uzun ve yorucu ama eğlenceli bir yolculuktan sonra varmıştık şehre. Yine o kara ve kasvetli hava karşıladı bizi suratımıza vurduğu rüzgarla. Ayaz, taşşakların donma tehlikesinin gerçekçi bir tehtidiydi. Bıyıklarımızın ve sakallarımızın kristalleşmiş kılları titreşiyordu esen rüzgardan. Yine de keyifliydik ama. Sırtımızda hafif çantalar, kafalar geceden kalmanın mayhoşluğunda ve geride bırakılmış sorumluluklarla yol aldık şehrin merkezine doğru.

Her şey bıraktığımız gibiydi. Kaldırımlar, köşede oturan dilenci, hep aynı sokakta gösteri yapan devrimci gençler ve yüzü gözü boyanmış heykeller. Hepsi olduğu gibiydi. Askerler yine çarşı izninde şuursuzca dolaşıyor ve kadınları kokluyorlardı çaktırmadan. Güzel, çirkin ayırmadan tüm kalçalara bakıyorlardı. Keyifliydiler. Keyifli olmamaları için hiç bir sebep yoktu çünkü etraf kalça kaynıyordu. Kimisi güzel, kimisi çirkindi ama neticede kalçaydı. Onlar için asıl irdelenmesi gereken konu buydu ve düşüncelerinde haklıydılar.

Bir pastaneye girdik ve poğaça söyledik. Yanında, buharıyla bıyıklarımızdaki buzu kıran fincan çaylarımız da vardı. Sohbet ettik geceden, gündüzden, kızlardan. Pastane bir öğütücü gibiydi. Sürekli insanlar girip çıkıyorlardı. Devamlı bir koşturmaca hakimdi. Bir yandan paralar, bir yandan poğaçalar eksiliyordu. İyi iş vardı bu sektörde. Bunu konuştuk ve hemfikir olduk. Sonra vazgeçtik.

Zaman dilimi biraz daha insancıl saatleri gösterdiğinde o gece evinde kalacağım arkadaşımı aradım. Selamlaştık ve birbirimize gerçeklikten uzak edepsiz espriler yaptık. Her zaman yaptığımız şeydi bu ve bıkmadan, usanmadan yapıyorduk. Yine yaptık ve ne zaman buluşabileceğimizi konuştuk, anlaştık, küfürleşerek kapattık telefonu.

Zaman boldu. Bir bara gittik ve en büyük bardakla bira istedik. Birkaç arkadaşla buluştuk, birkaç grubun konserini izledik. Bolca muhabbet ve bolca ucuz bar birası vardı. Sulu ve boktandı biralar ama ucuz olması bu açıklarını kapatıyordu. Ucuz olduktan sonra sıcak bira bile içilebilir geliyordu ortamın ve kafamın güzelliğine göre. Fazla büyütmedim biraların sulu olmasını. Ucuzdu neticede.

Evinde kalacağımız arkadaşla buluştuk. Evinde kalamayacağımızı, başka bir yere gideceğimizi söyledi. Bizim için farketmiyordu.

Minibüsten indik ve taşşaklarımızı artık alenen tehdit eden dondurucu ayaza rağmen bir elektrik trafosunun dibine işedik. Biraz yürüdükten sonra eve varmıştık. İçeri girdiğimizde 5 metrekarelik bir oda ve içeride ikisi hatun olmak üzere beş kişi vardı. Üç kişi de biz geldik ve sekiz kişi, 5 metrekarelik bir odanın içinde, kapılar ve camlar kapalı halde boğulmamaya çalışıyorduk. Odaya girer girmez boğucu bir duman sardı bünyemizi. Herkesin kafası dumandan bir milyon olmuştu. Gülüşmeler, küfürleşmeler ve birbirlerini sikeceklerini söyleyen iki sevgilinin dumanlı oynaşmaları vardı. Biz dumandan etkilenmemeye çalışarak almış olduğumuz votkayı yudumlamaya başladık. Ortam umrumuzda değildi. Hatta arkadaşım da umrumda değildi ve ben de onun umrunda değildim. İki kederli dost gibi, konuşmadan ve dumandan etkilenmemeye çalışarak sessizce içiyorduk.

Birbirini sikeceklerini söyleyen sevgililer birbirlerine naz yapmaya devam ediyorlardı. Evinde kalacağım ancak evinde kalamayacağımızı söyleyip bizi buraya getiren arkadaşımız da diğer hatuna yazıyordu. İkisi de çirkindi. Birbirlerini sikeceklerini söyleyen sevgililerden hatun olanı bana sarmaya başladı. Laf atıyordu bana. Kısa ve kestirme cevaplar verip muhatap olmamaya çalıştım. Ben kaçtıkça onun kovalamaya başladığını hissediyordum ve bu beni biraz heyecanlandırdıysa da aslında midemi bulandırıyordu. Kız tipim değildi. Pek güzel sayılmazdı ve memeleri küçüktü. Kalçası iyi değildi. Sarışındı ve ufak gösteriyordu. Kısa boyluydu. Ve aslında bu saydıklarımın benim için belirleyici kıstaslar olmadığını bildiğim halde, aklımdan bunları geçiriyor ve uzak durmaya çalışıyordum beladan. Votkam ve ben mutluydum.

Evinde kalacağım ancak evinde kalamayacağımızı söyleyip bizi buraya getiren arkadaşla yazıldığı hatun odadan çıktılar. Birbirlerini sikeceklerini söyleyen sevgililerden benim de arkadaşım sayılabilecek olan eleman da tuvalete gitti. Diğer iki eleman dumanlanmaktan birbirlerine sürtünecek durumdaydılar. Ne dediklerini, sadece birbirlerine özel olan telepatik dil sayesinde, sadece birbirleri anlayabiliyorlardı. Bana laf atan hatun avını yakalamış bir panter gibi üzerime doğru atladı. Kenara kaydım, yanıma oturdu. Heyecanlanmıştım. Kulağıma yanaştı. "Yusuf'u bırakıp senle çıkıcam" dedi. Yusuf, sevgilisiydi, yani benim de arkadaşım sayılabilecek eleman. Gülümsedim. "Gerçekten mi?" dedim, kafasını salladı. Kulağına yanaştım, "sen orospu olabilirsin ama ben pek orospu çocuğu sayılmam" dedim. "Aptal!" dedi, yerine geçti. Sikecekmiş gibi bakan gözleri artık "bi siktir git" dermiş gibi bakıyordu.

Odanın diğer sakinleri de geldi ve herkes yaşantısına kaldığı yerden devam etti. Birbirlerini sikeceklerini söyleyen sevgililer, birbirlerini sikeceklerini söylemeye devam ettiler, biz votkamızı içtik, diğerleri dumanlarını savurdular üstlerimize. Herkesin kafası güzeldi.

Yatmak için yan odaya geçtik. Dışarıda işerken taşşaklarımızı tehdit eden rüzgar, tam olarak o an, oradaydı; battaniyemin altında. Donuyordum. Diğer çekyatta yatan arkadaşıma seslendim, "gel lan beraber yatalım" dedim, "ibne misin olm?!" dedi, "üşüyorum lan!" dedim, "nolcak gel sarılır yatarız" dedim, "korkma bir şey yapmam" dedim. "Siktir lan, yat uyu!" dedi.

Cenin haline gelip, sabahı görüp göremeyeceğimi düşünerek uyumaya çalıştım. Son nefesimi verirken "Keşke o kıza o kadar kötü davranmasaydım..." diye düşündüm...

Ertesi sabah kalktım, kızlar gitmişti. Ben donmak üzereydim ve sevgilisiyle birbirlerine, birbirlerini sikeceklerini söyleyen arkadaşıma sorduğumda gece sevişemediklerini söyledi. Üzüldüm onun adına.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Hasta Adam: Çok Soğuktu...

  1. Pelin says:

    kar kafası başka kafa

Bu gadget'ta bir hata oluştu