Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Açıköğretim Sınavlarında Hiç Çalışmadan Geçme Teknikleri...

Şunu anladım ki, açık öğretim sınavlarında izlediğim taktikler gerçekten işe yarıyorlar. Çocukluğumuzdan beri test sınavlarında uyguladığımız "bilmiyorsan salla" taktiğini çeşitli reformlarla işe yarar hale getirdim. Her seferinde muhteşem bir başarı sağlayamasam da genel olarak baktığımda hakkında hiçbir fikrim olmayan derslerden, hiç çalışmadan geçebilmemi sağladı bu taktikler. Kimi derslerse ucu ucuna kaçtı.




Burada açıköğretim sınavlarında hiç çalışmadan nasıl geçilir konusunu işleyeceğiz. Hani elektrik direklerine asılan el ilanları vardır ya "matematik mühendisinden dersler" diye, işte ben de "hiç çalışmadan, hatta derslerin adını sınava girince öğrenen ama buna rağmen geçen adamdan açıköğretimden geçme taktikleri" şeklinde bir kamu hizmetine adıyorum kendimi.

Öncelikli olarak yapmamız gereken ilk şey; çalışmamak! Kesinlikle çalışmıyor ve aklımızı ferah tutuyoruz. Akıl ferahlığı bu süreçte en çok ihtiyacımız olan kan olacaktır. Akıl ferahlığı bizim kurtarıcımız, can simidimiz, bir nevi hayali dostumuz olacaktır. O yüzden yaşınız gelmiş otuz küsüre, çalışsanız da almayacak kafanız zaten, hiç boş yere kendinizi zorlamayın, aklınızda tutamayacağınız bilgilerle zihninizi yormayın. Tertemiz, püri pak bir zihinle, mümkünse bir idiot kadar, bir andaval kadar boş bir zihne erişmeye çalışın sınava giderken.

İkinci adımımız sınava girdikten sonra relax kalabilmek ve heyecanlanmamak. Bunu sağlamanız çok önemli. Akıl ferahlığı kadar can alıcı ve mühim bir nokta. Zaten düşününce, heyecanlanacak bir şey yok. Çalışmadınız ve cevaplar hakkında hiçbir fikriniz yok. Bu durumda heyecanlanmanız fazlaca mantıksız olmaz mı?

Rutin TC kimlik no, kitapçık kodu, salon numarası gibi dantelleri girdikten sonra, sınav görevlileri tarafından sınava başlayabileceğiz işaretini bekleyebilirsiniz. Bu sırada akıl ferahlığınızı korumak adına burnunuzla oynayın, saçınızı tarayın veya kaleminizi açın. Kesinlikle tek yapmayacağınız şey, çaktırmadan sorulara bakmak. O sorulardan birini dahi görseniz akıl ferahlığınızı kaybedebilir, onu kafanızda çözümlemeye çalışırken zaten boş olan aklınızı tamamiyle gereksiz bir şekilde yorar ve düğümleyebilirsiniz.

Start verildiğinde ilk yapmanız gereken hangi derslerden sınava gireceğinizi anlamak ve karar vermek. Cevap kağıdından ders başlıklarına bakın ve en kolay olduğunu düşündüğünüz dersten başlayın. Soruları tek tek, yavaşça okuyun ve aklınıza yatan ilk cevabı işaretleyin. Aklınıza yatan hiçbir cevap yoksa dert etmeyin, o soruya bir işaret koyun ve kaldığınız yerden, başka bir soruyla devam edin. Önemli olan doğru cevabı bulduğunuza emin olmak değil, bunu sakın unutmayın. Önemli olan, aklınıza en yatan cevap hangisiyse onu bulmak. Boş bir zihin, dinlenmiş bir idiot kafası ve inançlı bir kalple soruları okuyun ve size en mantıklı gelen cevabı işaretleyin.

Bu şekilde mantık çerçevesinde çözebildiğiniz tüm soruları çözün. Boş bıraktığınız soruları baştan bir kez daha okuyun. Hala size bir şey ifade etmiyorsa, yine endişelenmeyin. Bizde her problem için mutlaka bir de çözüm var!

Yıllardır girdiğimiz ve bir şekilde atlattığımız sınavların bize kattığı bir çok tecrübe var elbette... Yaptığım araştırmalar ve denemeler neticesinde testlerde en iyi sallama tekniğini çözdüğümü düşünüyorum.

Testlerde sallayan arkadaşlarla yaptığım görüşmelerde ve araştırmalarda, genel olarak rastgele sallama yöntemi kullanıldığını görüyorum. Yani belirli bir standardı olmayan, gereksiz bir sistem. Özellikle alt alta aynı iki şık seçmeme gibi bir klişe söz konusu bu sistemde ama malesef, hepimizin bildiği üzere böyle bir şey söz konusu değil; iki şık ve hatta üç şık her sınavda en az bir kere alt alta gelir. Burada soru kaçırma olasılığınız çok fazladır.

Benim teorimi şöyle açıklamaya çalışacağım. Testte beş cevap seçeneğiniz var. Ve genelde sınavlarda 30 soru var ve ortalama her şıkkın çıkma sayısı 6. Yani salladığınızda tutturma oranınız 20%. Ve alt alta düşündüğünüzde her seferinde farklı bir seçeneği seçmek, içler dışlar çarpımı ve bunun gibi umrumuzda olmayan asortik formüllerle çiftleştirme sonucunda bu 20%lik oranı tamamen düşürüyor. Bunu da mantığımızı kullanarak, hiçbir matematik işlemi yapmadan da anlayabiliyoruz zaten. Neyse. 5. soruda B şıkkını seçersek tutturma oranımız 20%'dir. Tutturamama oranınız 80%. Bir alttaki soruda da cevabın B olma olasılığı 20%'dir ve farklı bir şık olma olasılığı da elbetteki 80%....

Yani, fazla kafanızı karıştırmadan, zira muhtemelen karıştı ve bir skim anlamadınız, neyse şöyle söyliyim; mantık çerçevesinde işaretlediğiniz sorulardan sonra boş kalan şıkların hepsinde aynı şıkkı seçin. Böylece zaten 20% olan tutturma oranınızı iyice düşürmeyin. Mutlaka bir tanesi bile olsa denk gelecektir. Diğer türlü, yani rastgele sallayarak hiç gelmeme ihtimali daha yüksek. 80%'lik tutmama oranına göre, 20%lik tutma oranını denemek daha akıllıca. Rastgele sallayarak hepsinin de tutma ihtimali elbette var ama tek bir şık üzerinde yoğunlaşmak genel bağlamda daha yararlı sonuçlar vermiştir. Arkadaşlarla yaptığımız çalışmalarda 30 soruluk bir testi baştan aşağı sallayarak ve baştan aşağı aynı şıkkı seçerek cevapladığımızda aldığımız sonuçlar, baştan aşağı seçtiğimiz şıkkın daha fazla doğru cevabı bulduğu oldu. Bu bağlamda, siz işinizi şansa bırakmayın, istatistikler her zaman doğruyu söyler ve genel olarak yanılmazlar.

Bu şekilde en zor derse kadar gelin. En zor derse geldiğinizde okuduğunuzu anlamayacak kadar mallaşmış durumda olacağınızdan sizden herhangi bir mantık yürüterek soru çözebilmenizi beklemiyorum. Elbette deneyebilirsiniz. Zira ben deniyorum ama çözemiyorum. Mantığın bittiği yer olarak hafızalarıma kazınmış bir "İktisada Giriş" sözkonusu. Bu en zor dersi sona bıraktırıyorum, zira buna ilk başlarsanız aklınızın ferahlığını erkenden kaybedecek ve sonraki derslerde muhtemelen sıçacaksınız. O yüzden bu laneti sona bırakıp, en azından geçebildiğinizden geçmenizi, bu şerefsiz zor dersi de bütünlemeye bırakıp, berrak zihin taktiğini bütünleme sınavında bu lanet derse uygulamanızı tavsiye ederim.

Sizi aydınlatma konusunda iktisada giriş dersinde yapmış olduğum iki farklı uygulamanın notlarını vereceğim.

Şunu öncelikle belirtmeliyim ki, iktisada giriş, benim için cehenneme giriş kadar lanetlidir. Adeta bir orspu çocuğudur iktisada giriş benim için. O yüzden adını görür görmez berrak zihnim kangrene tutulmuş bir bacak gibi kararıyor. Neyse.

Sona bırakılmış ve mantık çerçevesinde yanıtlanmış sorulardan sonra, kendi sallama taktiğimle salladığım sınav sonrasında 34 aldım. Bir sonraki sınavda beynim iyice yanmıştı ve erkenden bırakıp gitme isteğiyle hiç bir zaman uygulamayı sevmediğim "rastgele sallama" tekniğini kullandım ve o sınavdan 20 aldım. İstatistikler ve gerçekler ortada...

Sınav sırasında bir çok kere bunalacaksınız. Sıkıntılı bir süreç çünkü bu. Alakasız ve ilgisiz olduğunuz ve hayatınızın hiçbir köşesinde sizin ihtiyaçlarızı karşılayamayacak olan gereksiz bilgilerle muhatapsınız. Sıkılmamanız mümkün değil. Bu süreçlerde saçınızla başınızla oynayın, kalemi açın, su için, camdan dışarı bakın ama tüm bunları yaparken fazla dikkat çekmeyin. Kopya falan sanarlar, bunca yaptığınız emek (zihni boş tutmak, tüm soruları okuyarak mantıklı cevaplar bulmak, tek bir şık belirleyip mantığınızın herhangi bir köşesinde yer bulamadığınız soruları o şıkla cevaplamak ve en sona o lanetli dersle kalakalmak) boşa gitsin istemeyiz.

İzleyeceğiniz rota bu'dur. Uygulayıp uygulamamak size kalmış elbette ama ben ilk yılımı bu sistemle geçtim, ikinci yılımda okulu bitiremesem bile en fazla 3-4 ders kalır (10 dersten(ki o kadar bile kalmayabilir)).

Test edilmiş ve onaylanmış bu harika sistemi siz sevgili okurlarıma sunmaktan kıvanç duyarım. Boşa para ödemeyin, yeter artık!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Açıköğretim Sınavlarında Hiç Çalışmadan Geçme Teknikleri...

  1. İş yerinde "aqua blocker metal yüzeye uygulanır mı?" diye soran bir müşteriye telefonda bilgi veren çalışma arkadaşım, ve karşımızdaki odasından seslenip "euro ne kadar oldu gençler" diyerek hesap işine girmeye hazırlanan bir başka çalışma arkadaşım, blog başlığını yüksek sesle okuyup kendi kendime güldüğüm ilk saniyede işlerini güçlerini bir kenara atıp "nasılmış?" diye sordular aynı anda. Bir durup önce onlara güldüm sonra yazıyı yüksek sesle okudum ve verdikleri ikinci tepkiye daha çok güldüm.

    tepki 1 karşımda oturan çalışma arkadaşım: Ne var bende öyle yapıyorum zaten vizelerde işe yarıyor 40-50 alıyorum ama önemli olan finaller her seferinde 30 geliyor bu taktikle. Yeni bir strateji lazım.

    tepki 2 karşımızdaki odasında oturan çalışma arkadaşım: durun ya açıklanmış mı sonuçlar, bakayım o zaman (......bakar....) eyvaaaah! kalmışım yine ben! ya bir dakika eski not bunlar bütünlemeler açıklanmamış ki, kalbime indirecektiniz!

    İş yerleri eğlenceli de olabiliyormuş, açıköğretim sağolsun:D

  2. :)

    Tepki 1 deki arkadaş iyi mantık yürütemiyormuş bence. Zira dediği yanlış değil, ilk sınavlardan mantık yürüterek daha iyi sonuçlar alınabiliyor ancak bu sonuçlar ortalaması en az 60 olmalı. Keza ilk sınavından 60-65 aldığım iki dersin ikinci sınavından sikko sonuçlar alarak bütünlemeye kaldım ama bu elbetteki ikinci sınavın aşırı zorluğundan ve mantık yürütmeye ihtimal vermemesinden değil! bu tamamiyle benim uykusuzluk problemi yaşayıp, sorulara pür-i pak bir zihinle yaslanamamamdan! Zihin berraklığı ve konsantrasyon önemlidir, mühimdir, hayat-memat meselesidir. Ayrıca "her koşulda aynı şık" stratejisine bağlı kalmak mühimdir, bu arkadaşa anımsatırım bunu...

    Arz ederim!

National Geographic POD