Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Sınav Sonuçları, Hissiyatlar, Yalan Olmuş Hayatlar...


Önceden güzeldi lan bu işler! Kanaat notuyla falan geçerdi insanlar. Geçme notu da 45 idi. Güzel zamanlardı ve o zamanlarda, gerçekten 40 ile 44 arasında aldığın notlar senin geçebilmene yeterdi. Bunun vermiş olduğu gönül rahatlığıyla girerdik sınava. Beş soru bilebilmekti amacımız ve gerisi bizi enterese etmezdi. GEÇER denilen o notu karnelerimizde gördüğümüzde göğsümüzü gererdik en kallavisinden. Umursamazdık takdir alan manyakları. Kapitalist dünyada yaşıyorduk hacı, cebine para girdiğinde takdir edilirdin bu ülkede. 


Kanaat denen güzel bir şey vardı o zamanlar okuduğumuz okullarda.

Şimdi yok amına koyim. Şimdi açık öğretim fakültesi denen ticarethanedeyiz. Yılda ortalama 500 lira eden mücevherleriz. Çil çil parlıyoruz sınav sıralarında hepimiz. Dolar işaretleri beliriyor kafamızda. Bir özel üniversiteye giden, tek suçu zengin çocuğu olmak olan garibanlar, bir de açık öğretime giden insanlara yok bu kanaat notu. Birinin babası zengin, biri zaten çalışıyor. 

msdıfas

Ne diyorduk, nerelere geldik. Aslında amaç bu değildi. Keza amaçta yok artık. Eve gelip bilgisayar başına oturma isteği duymamdaki istek, bana bunları anlattıracak istek değildi. Zaten ben bunca yıllık öğrencilik hayatımda bana kanaat notu veren tek insana tüm sınıfın içinde "orospu" diye bağırmıştım. Ayıp bir şey tabi ama gençlik işte. Coğrafyacı Nevcihan. Hala sevmiyorum seni ve umuyorum ki sen de beni sevmiyorsundur ve unutmamışsındır. Aslında tek kanaat notu veren insan değildi. İngilizce öğretmenim vardı. Canım benim. Lanetli ve boktan, yani inanma sınırlarınızı zorlayacak kadar kötü bir sınıfın yeni öğrencisiyken, ingilizceden sınıf tarihinin en iyi notunu almıştım; 70. Sınıfça bir OOOOOuğğğ çekmişlerdi. O günden sonra hep favorisi oldum o öğretmenin, hep mutlu ettik birbirimizi. O günden sonrada bir daha 70 alamadım ve o rekoru da kimse kıramadı. Tarihte adım var benim.

Ama gariptir, ingilizce öğretmenleriyle aram her zaman iyi olmuştur. Lisede de çok severdi öğretmen beni. Body Ekrem. Bir vücut vardı, bir koysa yarısı boşa gider. Bense sınıfın ve hatta okulun en minyon adamıydım. Kızlar yanaklarımı sıkardı. Her dersten önce yanıma gelir, her zaman yanında taşıdığı plastikten yapılma, lastik kas geliştirici aletini bana verirdi. Ders bitene kadar elime alır onunla çalışırdım. Derste olmazdı zaten pek. Meslek lisesi işte.. Okulu bitirdikten sonra bir gün, diplomamı almaya gittiğimde, o gün öldüğünü öğrendim. Hüzünlüydü. Elimdeki diplomamın hayatım boyunca hiçbir işime yaramayacağını ve bu hiçbir işime yaramayacak diploma için koskoca üç yılımı harcadığım kadar gerçek olan bir şey vardı ve bu da, hiç bir işime yaramayacağını bildiğim ve hiç istemediğim halde, üç yıl boyunca almaya çalıştığım diplomamı almak için çırpınırken, hayatımda tanıdığım en keyifli adamın, o diplomayı aldığım gün ölmüş olduğuydu. Gerçekten hüzünlüydü.

Neyse. Açık öğretimden bu sene 10 derse girdim ve 4 tanesini verdim. 6 tane kaldı ve bunların da 4 tanesi 43, 44, 45 ve 47 olarak direkten döndü. Kendi geliştirdiğim ve uygulamaktan KPSS sınavında bile çekinmediğim sistem bu şekilde iş gördü.

Bana kalırsa önümüzdeki sene bitiririm ben bu okulu ama malum, metayız hepimiz, ticarete konuyuz. Parasız eğitim isteğini belirten pankart açtığı için aylardır içerde tutulan öğrencilerin yaşadığı nesilde ve ülkede yaşıyoruz.

Fonda Nejat abim bağırıyor sessiz çığlıklarla; ne olacak bütün bunlar, bütün bunlar, ne olacak?...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Sınav Sonuçları, Hissiyatlar, Yalan Olmuş Hayatlar...

  1. Pelin says:

    en milyon adam ;}

National Geographic POD