Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Kendimi Şanslı Hissediyorum!


Hi, hi, hi my darling!

Selam canlar! Sizlere bir metalika parçasının devşirilmiş haliyle giriş yaptım. Yani sizlere değil, yazıya. Giriş yani. Neyse!

Hep söylediğim ve nefret ettiğim bir özellik olarak, gün içinde, gezerken, çalışırken, sıçarken ya da sevişirken aklımıza gelen onlarca yazı malzemesi oluyor ve biz onları not etmediğimiz için kitabı çıkmamış fakir bloggler'lar, takipçisi olmadığı için viral reklam alamayan tivitır cikleyicileri oluyoruz. Şu işe bir çözüm bulmak gerek! Halbuse bazen o kadar kolay geliyor ki bu malzemeler aklıma, oha lan, süper! diyorum ve kendimden emin ekliyorum; olm çok güzel, hayatta unutmam ki ben bunu, ne not alcam!

Evet, ve unutuyorum.



Gençliğimizin kanayan yarası unutkanlık konusuna parmak atmak isterdim elbette ama kelin ilacı olsa satar dünyanın parasını götürürdü amk. Düşünsene adam kelliğin ilacını bulmuş, baron olur bu memlekette baron! Neyse, konumuz bu değil. Konumuz her zaman olduğu gibi; yok!

* Üzülerek söylüyorum ki, bu tivitır denen anlık cikleme platformu çıktığından beri yazmaya ve okumaya üşenen insanlar olup çıktık. 140 karakterlik ciklemeler tabi daha kolay geliyor insana, hem okuması hem yazması kolay ama şimdi yıllar yılı sizlerin yanında olmuş ve kimisi aslan parçası, kimisi orospu çocuğu onlarca insanla tanıştırmış bu blogger olayına sırt dönmek nasıl bir sikikliktir sevgili dostlarım? Yani her biriniz blogger tarafından cep telefonunuza yollanmış, Hakkı Bulut silüeti ve sesiyle "ne yaptım deme lan allahsız!" multimedya mesajını haketmiyor musunuz? Hadi, kollarımızı birleştirelim, sessiz ve sakince bu konu üzerinde düşünelim.

Ben düşündüm.

Bence kimse o kadar büyük bir hata yapmamıştır.sduıfsnuad. Tamam satışın kralını yaptık, ok, onu kabul ediyoruz ama bunun karşılığı da Hakkı Bulut'lu bir multimedya mesajı olmamalı! Google ya da blogger, her kimsen, işte orada duracaksın! Bu halk bu acıyı bir kez yaşadı, bir kez daha yaşatamazsın!

* Şu an yatakta uzanmış bunları yazarken, notebook ismini verdiğimiz arkadaş kucağımda olduğu için taşaklarımı kavuruyor. İleride hala, teyze, dayı, yenge, amca, enişte yada ona benzer herhangi bir şey olamazsanız, bu benim suçum değil!

* Bence herkes arabalarını satıp bisiklet almalı. Hatta devlet 50 yaşından küçüklere ehliyet vermemeli. 50 yaş altında olup ehliyet alabilenler de sadece kamyonet ve iş mankinası gibi ekonomiyi canlandırıcı hizmetler veren işlerde kullanabilmeli araçlarını. Bisiklet iyi bir şey çünkü. Otobüsle 30 dakikada gideceğin ve üstüne bir de para vereceğin yere bisikletle 15 dakikada gidebiliyorsun. Tehlikeli falan dediğinizi duyar gibiyim ama herkes bisiklet kullansa tehlikesi kalmazdı işte, ben de ondan bahsediyorum! Dönüşte otobüsle yine 30 dakika süren ve üstüne para vereceğin yere bisikletle geri dönmen biraz daha fazla zaman alabiliyor tabi sdfuıoasd Yokuş aşşağı saldın bisikleti 15 dakikada gidersin tabi göt sdafuıasd Sen bize dönüşten bahset! sdafıoasd.

Bahsedeceğim.

Sürekli bisiklet kullandığım için çok zorlanmadan Üsküdar'dan Büyük Çamlıca'ya sürekli yokuş çıkarak yarım saatte vardım. Hiç durmadım, yavaşladığım zamanlarda da arabaların yoğunluğundan yavaşladım. Yani bir ay bisiklet kullanan herhangi biri hiç zorlanmadan o yolu 3 saatte aşabilir. KENDİNİZİ BENİMLE BİR Mİ TUTUYORSUNUZ LAN PİÇLER SADUIFS Şaka tabi, taş çatlasa bir saat sürer ve bu bir saat size hem sağlık kazandırır, hem de otobüse vereceğiniz o iğrenç sesli akbil ücretini cebinizde tutar.

Bisiklet çok güzel, bence herkes bisiklete bir kez vermeli.

Yalnız iyi bir bisiklete ihtiyacım var. Sponsorlar falan okuyorsa, hani yanlışlıkla yolu düşmüş bir bisiklet firması falan olursa 1 yıl süreyle sitenin her yerinde reklamını yaparım, adına tivitler atarım, yazılarımda bisikletlerinin ne kadar kullanışlı (öyle olmasa bile) olduğunu yazar ve herkese tavsiye ederim. Bisiklet satan dükkanların önünde sote yatar, sizin markanızı överim o körpe gençlere. Yaparım. Bayansı erkeğim, lezbiyenim.

* Şimdi arkadaşlar, okuyanlar okuyamayanlara söylesin. Yıllardır planlarımızda olan teras işi muhtemelen bu önümüzdeki haftasonuna kadar bitecek ve ben teras için bir açılış partisi düzenleyeceğim. Masrafların alayı gelecek kişilere ait olacak, haberiniz olsun sdmıofsd. O kadar masraf yaptık, sizlere teras yaptık, gelin kullanalım diye; bir de gelenlerin karnını doyurmamı beklemeyin benden! Param yok amk! Neyse!

Teras bitince herkeşleri değil, aklıma gelen dostları, arkadaşları beklerim. Aranızda toplaşıp et mi alırsınız, balık mı alırsınız, yanına rakı mı açarsınız, kararlaştırın, sevdiceğim ve benim payımı da ekleyin, alın gelin! Bunun için bir FEYSTEN bir İVINT oluşturmayı düşünüyorum. Davete icab edenleri bekleriz, gelmeyenlerin de amına koyim, sdauıfasuıfsd

Ha, yağmur yağarsa yapacak bir şey yok tabi, sik kadar bir şemsiyemiz var, altına girer göt göte takılırız ya da evde takılırız. Nema problema!

* Yazın bitmesinin en güzel yanı siktiğimininininin sivrisineklerinden kurtuluyor olmamız. Yaz boyunca Kızılay donörlerine döndük, her gelen soktu borusunu aldı yarım gram kanı gitti. Hesaplarıma göre her sivrisinek yarım gram kan alsa şu ana kadar 3 litre kan kaybetmiş olmam lazım. Ama şükrüler olsun ki zeki bir adamım. Kendi içimde bir devirdaim sistemi kurdum ve vücudumun kan kaybını bu yolla önlüyorum. Her sabah yarım gram kan kaybettikten sonra; ki bu bazen gecede 3-4 sivrisinekle boğuştuğum zamanlarda 2-3 grama kadar çıkabiliyor, dişimi kanatıp, kanı yutuyorum ve böylece vücudum kan dolaşımını sürdürebiliyor. Bu sayede yaz boyunca 3 litre kan kaybetmiş olmama rağmen hala hayattayım. O neyşınıl coğografikte miydi neydi, survivor denen piç, gelsin de hayatta nasıl kalınıyormuş, görsün! Hem ben biliyorum, kamera arkasında yemek yiyor onlar.

* Artık şu gerçekle yüzleşmeye başladım. Göbekli bir insanım ve bu göbek artık beni terk etmeyecek. Edemez. Öylesine seviyor, öylesine bağlı bana piç kurusu. Bazı gömleklerim olmuyor artık. Oluyorlar da; hani böyle kocaman memeleri olan ablaların gömlekleri nasıl kasılıyor böyle göğüs taraflarından, işte öyle oluyor ama sadece göğüsten değil tabi. Fazlalıkla göbekten. Düğmeler aralanıyor. Çükümü hala görebiliyorum ama.

* Neyse, yazacak şey bulurum ama siz okumaktan sıkılıyorsunuz gibi geldi. Bence sıkıcı değildi ama okuyucu kitlesini anlamak mümkün değil. Bazen harika şeyler yazıyorum, tek bir olumlu söz, tek bir yorum bile alamıyorum. Bazen de görüyorum, sikkodan bir şey yazmış biri, 35 tane yorum, inanılmaz bir alkış tufanı, övmeler, beğenmeler, üff. Olmuyor böyle. 

Hadi kendine iyi bak okuyucu, özlüyorum burayı.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Kendimi Şanslı Hissediyorum!

  1. Pelor says:

    hastalık hastası bir yazı sevdiceğimden

  2. eFeNDi-Ci says:

    ben de özlüyorum blogları, bloggerları. dijital zamanda bir yıl 10 yıla bedel gibi, zira buralara yazmayalı onyıllar olmuş sanki.

    btw: sivrisinek ölümüne tiksinç bi hayvan, bırak kanımızı emmeyi, oturup tablo yapsa adam, ya da çok şahane şarkı falan bestelese yine iğrenicem, yine kafasına vurucam ilk gördüğüm yerde.

National Geographic POD