Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Pazarın Bitimindeki Adam...


Selamlar, hörmetler!

Evvel zaman içinde acayip iğrenç, hiç bir anne - babanın istemeyeceği türden bir çocuktum. Her sikime ağlar, dünyayı beni doğuranlara ve beni doğuranlarla bir şekilde iletişim halinde olanlara dar ederdim. Sonunda dayağı yerdim tabi, orası ayrı ama o ana kadar iflah olmaz bir şekilde ağlar, insanlığı çıldırmanın eşiğine getirirdim. Şimdi düşünüyorum da, öyle bir çocuğum olursa muhtemelen bu, zamanında acımasızca kafalarını ütülediğim aile büyüklerimin bedduası yüzünden olacaktır. 

Eğer öyle bir şey olursa yeminle "eşimle ben çalışıyoruz" ayağına çocuğu onlara bırakırım. 

Bilirsiniz ki büyüklerimizin en sık kullandığı nasihatlerden birisidir "beddua etme, döner seni bulur!" nasihatı. Evet, anne, baba! Umarım "allah sana da böyle bir çocuk versin be ömür törpüsü!" diye bir beddua etmemişsinizdir bana. Nasihatlerinizi hatırlatırım ve uyarırım, o beddua sizi bulabilir...

Neyse, ağlaklığımı başka bir yazı içersinde irdeleyebiliriz. Bununla ilgili acımasız anılarım var.

Neyse, yıllar önce yine ben böyle ağlıyorum sdmaıofasd Yani ağlamadan istediğim pek bir şey yok aslında, o bölümünü çok iyi hatırlıyorum. Sebepsizce, her sikime ağlıyorum, tam çekilmez lanet bir puştmuşum ya, neyse, orasını karıştırmayalım şimdi, annemle beraber pazardayız ve ben ısrarla bana bir şey alınmasını istiyorum. Tabi ağlayarak istiyorum ne sandındı yarraam. Bezdirene kadar, bıkana kadar, gözyaşlarım rimellerimi akıtana kadar ağladım. Ki o zamanlar da şimdi olduğu gibi rimel kullanmıyordum ama öyle ağlamışım ki suratımda kanal kanal gözyaşı izleri oluşmuş, öylesine çirkin, öylesine itici. Kadıncağızı nasıl bezdirmişsem artık, lanet gelsin, ne istiyorsun dedi. Anlık bir duraksamadan sonra yeniden ağlamaya devam ettim (tabi burasını sallıyorum, yani anlık duraksama falan, nereden hatırlıyım şimdi o kadarını, sadece olaya biraz duygu, renk ve bunun gibi yazarların böyle betimlemelerde sürekli kullandığı ama benim asla ve asla aklıma gelmeyen şeylerden katmaya çalışıyorum işte.). Çünkü ne istediğimi de bilmiyordum. 

Hedef belliydi; pazardasın. Ve bunun bir de amacı olmalıydı; bir şey istemek, ki bu da muhtemelen oyuncak falan olmalıydı ama aklımda hiçbir şey yok, tam bir mal stayla etrafa bakınıyorum, bir şey görsem de istesem, bu kadar ağlamanın hakkını versem diye. Son anda pazarın bitiminden aşağı yukarı 50 metre ötede, duvara yaslanmış, yerde bir şeyler satan birisini gördüm. ONDAN İSTİYORUM! dedim. Anacığım da çaresiz, baktı uzaklara; o ne, dedi, anlık boşluktan yararlanıp tekrar ağlamaya başladım, ondan istediğimi söylüyor, onsuz yaşayamayacağımı anlatıyordum çaresizce. 

Artık bıkmış olan anne kadın dayanamadı, minik ellerimden tuttu, pazardan aşağı yukarı 50 metre uzakta, bir duvara yaslanmış, bir şeyler satan adama doğru yürümeye başladık.

Yürüdük, yürüdük...

Adamın yanına vardığımızda adam şaşkın, sorgular gözlerle baktı bize, biz de adama baktık şaşkın şaşkın.

Annem bundan mı istiyorsun, dedi, ağlamayı kestim ve boyun büktüm. Geri döndüm ve yürümeye başladım.

Adamın ne sattığı hakkında hiç bir fikrim yoktu.

Hala yok. 

Annem kazandı. Beni susturabilmiş ve bunu hiç para harcamadan yapmıştı.

Ne satıyordu lan o adam acaba...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

3 Responses to : Pazarın Bitimindeki Adam...

  1. chat says:

    Ahaha koptum stayla :)

  2. Adsız says:

    çük.

  3. Adsız says:

    dıgıturk kumandası

National Geographic POD