Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Şeyler Saçmaladım Ama Dur Bakalım..



Efendim selamlar!

Nasılsınız? İyi gördüm sizleri. Uzun zamandır görüşemedik, bazılarınızı göt göbek bağlamış görüyorum. Az yiyin, evde kalırsınız sdhuıfds

Çocukluğumdan bu yana kedilerle olan ilgisiz, alakasız ve bir o kadar sevgisiz ilişkinin son bulduğunu itiraf etmeliyim ve siz de bunu büyük bir coşkuyla karşılamalısınız; çünkü genelde böyle itiraflarda bulunmam. Artık kedilere karşı nötr hislerdeyim. Geneline karşı nötr yani.

Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 3 Comments

Sen Buradan Giderken....


Ben bu satırları yazarken, sen muhtemelen çok uzaklarda olacaksın. Biliyorum, bu tarz yazılar genelde tam tersi başlar, "sen bu satırları okurken..." diye gider ama bu sefer giden ben değilim, sensin...

Bu satırları, bu koskocaman bir sürü kelimeden oluşan bu boş hikayeyi yazmak bana kaldı, evet, ama bunu sen okuyacak mısın, orası hala bir bilinmezlik, orası hala bir meçhul...


Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

Birkaç Metalciğin Bisiklet Yolculuğu v.Yine Riva



Efendim selamlar, hav aryu? fayn tenks enyu? sit davn piliys.

Riva'da bir lanet olduğunu düşünmeye başladığımı itiraf etmeliyim. Benimle ya da beraber yola çıktığım arkadaşlarımla kişisel bir problemi olduğunu sanmıyorum ama bir şekilde oraya doğru çevirdiğim pedalların sonunda hep bir müsibet çıktı karşıma. Buradan Riva'ya açık mektup gönderiyorum; cesaretin varsa doğayı kullanmadan gel!

sdafjıs. Evet, yine bir bisiklet macerası ve yine korku dolu anlar, atraksiyonel saatler, rezillik dolu biçimsiz bir macera sauıfs.

Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

Bir Metalciğin Bisiklet Turu Macerası v.Riva



Efendim selamlar!

Nasılsınız?

Beni soracak olursanız, yine nerede aksiyon, nerede saçmalık, nerede mallık hepsi bende. Anlatacağım elbette, sakin gelin. 

Efendim bu aralar ben de var bir bisiklet sevdası. Götüm sele üstünde olmasa kendimi rahat hissedemiyorum. Sele şeklinde koltuk aldım kendime sadhfı. Şaka tabi. Almadım. Neyse. Aylardır süren bisiklet sevdamızın ilk uzun turuna sevgili sevdiceğim ile birlikte 7 saat süren bir Şile yolculuğuyla başlamıştık. 

Bu haftasonu istikamet Riva idi.

Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 6 Comments

Emin Başkan...

Ve yine;

Küçüktüm ufacıktım, top oynar acıkırdım...

O zamanlar bizim bir top sahamız yoktu köyümüzde. Vardı da; bütün köyün çocukları, elimize yakışmayan baltaları alıp ormana dalar, gözümüze kestirebildiğimiz ağaçlardan, becerebildiğimizce boyları birbirini tutmayan yamuk sırıklar keser, direklerini biz dikerdik. Bir iki maç oynadıktan sonra ya tarlanın sahibi ya da kaşınmaya çalışan inekler sökerdi o direkleri. Nice maçlar yaptık yamuk direkler arasında. Kavgalar ettik üst direk olmadığı için; goldü, dışarıdaydı diye...

Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 0 Comments

Bir Ayrılık Mektubu...



Sevgilim.....

Sen bu satırları okumaya başladığında ben çok uzaklarda olacağım. Kimbilir belki gözyaşlarıyla sonuna kadar okursun, belki ilk paragraftan sonrasını yırtar atarsın küfürler savurarak. Ama bence yapma. Emek veriyoruz burada amına koyim. Yapma benim canım sevdiceğim, gözleri sürmelim....

Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

Aşure Hakkında Bilmedikleriniz..



Selamlar canlar, 

Vicdansız bir şekilde aşureye boğulduğumuz bir ayın sonuna sanırım sonunda geldik! Aşure ayı denen süreçte yoğun aşure tacizlerine maruz kalıp, "istemiyorum" repliklerimize inanamaz bakışlarla karşılaşmış, bir nevi dışlanmıştık, ocak dışı bırakılmıştık... Evet, aşureyi sevmeyen insanlar da var, azınlık olabiliriz ama yeterince varız, güçlüyüz ve nedenlerimiz var!


Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

Ben Bir Biber Gazıyım Dolmabahçe Camiinde...


Efendim selamlar! Nasılsınız?

Birkaç gündür olmasa da, ben gazlıyım. Hem ruhen, hem fiziken. Her gece sabaha karşı eve dönüşümde biber gazı kokusu geliyor burnuma. Artık yavaş yavaş bağışıklık kazandığımı düşünüyorum. Birkaç gündür olaysız geçildiği için ellerim titremeye başladı gazsızlıktan. Evimde yaşadığım hırsızlık olayından sonra baş ucuma bir tane biber gazı alıp koymuştum, onu alıp sıkıyorum ağzıma yüzüme gizli gizli. Alanlara gidince de provakasyona yöneliyorum. Biber gazı atsınlar da biraz kafamız yerine gelsin istiyorum. 

Ama son zamanlarda İstanbul biber gazı konusunda tam bir ölüm orucuna yakalandı. Çaresizim ve evdeki biber gazım da bitmek üzere. Ne güzel bedavadan solumak varken, artık para verip solumak zorunda kalıyorum.

Şimdi Ankara'yı kıskanıyorum. Ne güzel, hala yiyebiliyorlar biber gazını. Üstelik üstüne su da sıkıyorlar ki; acısı, yanması daha etkili olsun. Emniyet güçlerine ve devlet büyüklerimize şükranlarımı sunuyorum buradan. Bizleri öyle düşünüyorlar ki; kanım çekiliyor. Bir dahaki seçimde oyumu Ak partisine, yani HAK partisine vereceğim. Allah muhafaza, seçimi kaybeder de yerine sosyal demokrat bir parti gelirse, biz nereden bulacağız bir daha bu kadar biber gazını...

Biber gazına selam, provakasyona devam!

Onun haricinde bir de hayranlık duyduğum şey kandil simidi. Kandil olmasının en güzel yanı, simitleri. Simitleri olmasa kandille işim olmaz, gerçekten, saklamıyorum bunu. Ama simidi varken bayılıyorum kandillere. Ertesi gün boyunca kandil simidi yiyorum; allahuekber, wuhu! Ah, Ankara'da olmak vardı da, kandil simidimi yerden gazlanaydım, sulanaydım. Yemin ederim (mutluluğumu anlatacak kelimeyi bulmak için bir dakika boyunca düşündüğümü inkar etmiyorum) muhteşem olurdu (diyerek o bir dakikayı boşa harcadığımı da inkar etmemeye karar verdim).

Bir de sanırım 10 yıl sonra ilk kez camiye girdim geçen gün. Bizi dışarıda biber gazıyla ödüllendirmek isteyen devlet güçlerinin attığı fişeklere orasını burasını çarpan insanları, overdose biber gazı alıp, altın vuruşa yönelmek isterlerken zehirlenenleri hayata döndürmeye çalışan "meleklerle" dolu Dolmabahçe camii. Ayakkabılarımla girip, elimdeki bira tenekelerini sağa sola koydum. Mihraba çıkıp cemaate baktım, hepsinin kafası güzeldi, yerlerde yuvarlanıyorlardı. Ortam çok güzeldi, tam bir Amsterdam barı kafası yaşıyorduk. Herkesin kafası güzel, çılgınca yuvarlanıyorlardı. Beyaz gömlek giymiş adamlar yuvarlanırken sağını solunu kesen adamları zaptetmeye çalışıyor, bir yandan bulabildikleri ne varsa onunla bağlamaya çalışıyorlardı. Gazlı bezlerle bağlıyorlar, kaşına, kafasına, bacağına attıkları zımbalarla insanları sabit tutmaya çalışıyorlardı. Çıldırmışlar bunlar, dedim biramdan son yudumu alıp, kutusunu ezip fırlatmadan hemen önce.

Velhasıl kelam. Yine özledim biber gazını, saçmalamam o yüzden.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

Al Sana Hayatın Anlamı amk!



Selam Canlar! Cananlar, Cavidanlar!

Off yine trol girişi. Önceden böyle bir reklam vardı, Ülker Badem miydi neydi, neyse. Reklama girmeyelim. Bi de önceden böyle her boka trol demiyorduk. Trol nereden çıktı, kim soktu bunu dilimize bilemedim. Her boka kullanır olduk. En azından ben kullanır oldum. Ki 9gag tipi siteleri de hiç takip etmem. Hoşlaşmış olmalıyım!

Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

Selamlar Can'lar.

Can for Vendetta!

Nasılsınız, iyisiniz işallah? Beni soracak olursanız, ben de iyiyim. Bir pazar kahvaltısından sonra, dışarı çıkmak için planlar yaparken yağmaya başlayan karla birlikte çıkış saatini ertelemiş görünüyoruz. Ama çıkıcaz yani, bundan kaçış yok. Çıkmalıyız. Nereye gidelim lan?

Devamı »

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments
Bu gadget'ta bir hata oluştu