Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Ben Bir Biber Gazıyım Dolmabahçe Camiinde...


Efendim selamlar! Nasılsınız?

Birkaç gündür olmasa da, ben gazlıyım. Hem ruhen, hem fiziken. Her gece sabaha karşı eve dönüşümde biber gazı kokusu geliyor burnuma. Artık yavaş yavaş bağışıklık kazandığımı düşünüyorum. Birkaç gündür olaysız geçildiği için ellerim titremeye başladı gazsızlıktan. Evimde yaşadığım hırsızlık olayından sonra baş ucuma bir tane biber gazı alıp koymuştum, onu alıp sıkıyorum ağzıma yüzüme gizli gizli. Alanlara gidince de provakasyona yöneliyorum. Biber gazı atsınlar da biraz kafamız yerine gelsin istiyorum. 

Ama son zamanlarda İstanbul biber gazı konusunda tam bir ölüm orucuna yakalandı. Çaresizim ve evdeki biber gazım da bitmek üzere. Ne güzel bedavadan solumak varken, artık para verip solumak zorunda kalıyorum.

Şimdi Ankara'yı kıskanıyorum. Ne güzel, hala yiyebiliyorlar biber gazını. Üstelik üstüne su da sıkıyorlar ki; acısı, yanması daha etkili olsun. Emniyet güçlerine ve devlet büyüklerimize şükranlarımı sunuyorum buradan. Bizleri öyle düşünüyorlar ki; kanım çekiliyor. Bir dahaki seçimde oyumu Ak partisine, yani HAK partisine vereceğim. Allah muhafaza, seçimi kaybeder de yerine sosyal demokrat bir parti gelirse, biz nereden bulacağız bir daha bu kadar biber gazını...

Biber gazına selam, provakasyona devam!

Onun haricinde bir de hayranlık duyduğum şey kandil simidi. Kandil olmasının en güzel yanı, simitleri. Simitleri olmasa kandille işim olmaz, gerçekten, saklamıyorum bunu. Ama simidi varken bayılıyorum kandillere. Ertesi gün boyunca kandil simidi yiyorum; allahuekber, wuhu! Ah, Ankara'da olmak vardı da, kandil simidimi yerden gazlanaydım, sulanaydım. Yemin ederim (mutluluğumu anlatacak kelimeyi bulmak için bir dakika boyunca düşündüğümü inkar etmiyorum) muhteşem olurdu (diyerek o bir dakikayı boşa harcadığımı da inkar etmemeye karar verdim).

Bir de sanırım 10 yıl sonra ilk kez camiye girdim geçen gün. Bizi dışarıda biber gazıyla ödüllendirmek isteyen devlet güçlerinin attığı fişeklere orasını burasını çarpan insanları, overdose biber gazı alıp, altın vuruşa yönelmek isterlerken zehirlenenleri hayata döndürmeye çalışan "meleklerle" dolu Dolmabahçe camii. Ayakkabılarımla girip, elimdeki bira tenekelerini sağa sola koydum. Mihraba çıkıp cemaate baktım, hepsinin kafası güzeldi, yerlerde yuvarlanıyorlardı. Ortam çok güzeldi, tam bir Amsterdam barı kafası yaşıyorduk. Herkesin kafası güzel, çılgınca yuvarlanıyorlardı. Beyaz gömlek giymiş adamlar yuvarlanırken sağını solunu kesen adamları zaptetmeye çalışıyor, bir yandan bulabildikleri ne varsa onunla bağlamaya çalışıyorlardı. Gazlı bezlerle bağlıyorlar, kaşına, kafasına, bacağına attıkları zımbalarla insanları sabit tutmaya çalışıyorlardı. Çıldırmışlar bunlar, dedim biramdan son yudumu alıp, kutusunu ezip fırlatmadan hemen önce.

Velhasıl kelam. Yine özledim biber gazını, saçmalamam o yüzden.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

National Geographic POD