Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Aşure Hakkında Bilmedikleriniz..



Selamlar canlar, 

Vicdansız bir şekilde aşureye boğulduğumuz bir ayın sonuna sanırım sonunda geldik! Aşure ayı denen süreçte yoğun aşure tacizlerine maruz kalıp, "istemiyorum" repliklerimize inanamaz bakışlarla karşılaşmış, bir nevi dışlanmıştık, ocak dışı bırakılmıştık... Evet, aşureyi sevmeyen insanlar da var, azınlık olabiliriz ama yeterince varız, güçlüyüz ve nedenlerimiz var!


Öncelikle altının çizilmesi gereken en önemli nokta; aşurenin sinsi bir ikram olmasıdır. Tabi bu sinsiliğin aşurenin kendisiyle bir alakası yok. Kendisi olaydan tamamen bağımsız, onu hazırlayan ya da ikram edenin bilinç altında yatan sinsiden habersiz bir şekilde mideye indirilip, sindirilmeyi ve bir delikten suya düşüp süreci tamamlamayı hedefler. Aşure sinsi değildir, ikramı yapan sinsidir.


Misal; aşure ikramının sinsiliği, kasenin içine bakıldığında üzerinde görebileceğiniz ceviz, fındık, nar tanesi, nur tanesi, hani onun sdahufsau ay neyse, ne diyorduk; böyle "zengin işi" malzemelerden belli olur. Bir aşure kasesinin yüzeyi fındık fıstık gibi zengin işi malzemelerden doluysa, bilin ki alt tarafı üzüm tarlasıdır. Üst kısmı yiyin, alt kısmı en yakın şarap fabrikasına gönderin, yarım şişe beyaz şarabınız garanti. Üst tarafıyla gönlümüzü fetheden aşure ikramına kepçeyle girer ve cevizleri, fındıkları sömürdükten sonra dişlerinin arasından üzüm ayıklarsın. Çirkinlik. Hani derbi maçına başlamışsın, ilk on dakikada 3 tane sallamışsın, zevk-ü sefa denizlerinde sörf yapıyorsun, son on dakikada dört tane yiyip yeniliyorsun hissi gibi. Çirkinlik ötesi. Sinsice. Üzerini süsleyeceğiz diye kandırmayın insanları, yapmayın bunu.

Benim aşure olayını yüzümü ekşiterek karşılamamın en büyük nedeni o içindeki üzümler. Delirtiyor o üzümler, isyan ediyorum, tomalara kafa atasım geliyor. Ama tabi bir şekilde üzüm koyan insanları da anlayabiliyorum. Onların da geçerli nedenleri var. Bir çoğunuz bilmez bu hikayeyi tabi. Çok eski bir hikaye ama madem konusu açıldı, anlatalım.

Yıllar önce daha aşureler portakalda vitaminken, yani aşure diye bir şey yokken bir insanın aklına düşmüş "acaba aşure ne demek, nasıl yapılır?" diye. Ve başlamış aşure denemeleri yapmaya. Bunun üzerine ilk aşure denemeleri yapan insana yukarıdan bir uzaylı inmiş, demiş ki; "aşure ikramına üzüm koymazsan seni kaçırır, üzerinde deneyler yaparız."  İlk aşure denemeleri yapan insan da bunu sallamamış ve üzüm koymadan bir aşure yapmış, tadı damaklarda kalmış, insanlar doyamamış, "BİR DAHA" demişler yüksek sesle, "HAYDİ LÜTFEN BİR DAHA!" ve öyle yüksek sesle söylemişler ki, uzaylılar bu sesi duymuş, inmişler ve ibreti alem olsun diye ilk aşure denemeleri yapan insanı herkesin gözü önünde üzerinde deney yapmak üzere kaçırmışlar. Bunun üzerine uzaylı gören masum köylüler o günden sonra asla üzümsüz aşure yapmamışlar. Dayanmışlar üzüme korkularından.

Bu sayede aşure hakkında bir bilinmeyeni daha öğrendiniz. 

Aşure sevmememin bir nedeni de bu hikaye. Çünkü çok saçma amk sdyufahufsd.

İnsanların aşureyi görünce delirircesine sevinmeleri, aşureye bayılmaları ve hatta üzümlerini bile damaklarını şaklatarak yemeleri de beni aşureden soğutuyor. SANIRSIN MERCİMEKLİ KÖFTE YİYOR İBNELER. Dünya üzerinde mercimekli köfte gibi bir gerçek varken, başka herhangi bir yiyeceğe böylesine önem verilmesi katlanılabilir ve kabul edilebilir bir durum değil. Tasvip etmiyorum.

Bir çok aşure sevmeyen yoldaşımız da elbetteki aşurenin görüntüsü nedeniyle pek sevmiyor. Aşure sever insanlar bu bilinci kırmak ve göz boyamak için üstlerini süslüyor tabi ama bu da yukarıda bahsettiğim sinsilik maddesiyle açıklandı zaten.

Yemezler!

Sevgiyle ve mercimekli köfteyle kalın!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments
Bu gadget'ta bir hata oluştu