Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Sen Buradan Giderken....


Ben bu satırları yazarken, sen muhtemelen çok uzaklarda olacaksın. Biliyorum, bu tarz yazılar genelde tam tersi başlar, "sen bu satırları okurken..." diye gider ama bu sefer giden ben değilim, sensin...

Bu satırları, bu koskocaman bir sürü kelimeden oluşan bu boş hikayeyi yazmak bana kaldı, evet, ama bunu sen okuyacak mısın, orası hala bir bilinmezlik, orası hala bir meçhul...




Daha bir saat önce yanımdaydın, sıcacık yatağımızda ağzını açmış horluyordun. Sıcaklığın hala hissediliyor gece boyunca bana dokunduğun tenimde, hala hissediliyor gece boyunca saldığın sessiz osuruklardan dün yediğin yumurtanın kokusu... Şimdi ise yastıktaki kafa çukuruna bakıyor ve düşünüyorum şairin dediği gibi, ya da belki sikkodan bir popçudur, bilemedim şimdi; yakıyor elimi ne zaman uzatsam, yatağın soğuk tarafı... Ve bir anda farkediyorum o nasıl bir kafa çukurudur arkadaş. Bildiğin krater olmuş. Ya yastığın sikko, ya da kafan çok büyük sevdiceğim. Oh... 

Şöyle bir bakınca maziye, yaptıklarımıza, yaşadıklarımıza ve planlarımıza; yıllar süren birlikteliğimizdeki alışmışlıklara... 
Bu gidişin inan bende derin izler bırakacak. 
Bu gidişin bende bir sürpriz. 
Bu gidişin bende bir hayal.
Bu gidişin bende çaresiz bir hıçkırık...

Yıllar süren harika birlikteliğimiz, dostluğumuz, sırdaşlığımız, arkadaşlığımız, aşkımız; böylesine büyük bir fedakarlık görmedi, böylesine büyük bir yanma hissettirmedi genizde. Dile kolay; nereden baksan altıncı yılımız beraber ve bu gidişin ilk kez oluyor, ilk kez böyle yalnız kalıyorum yatakta ve ilk kez kafa çukurunun bu kadar büyük olduğunu görüyorum. Konu tabi kafa çukurun değil, ikide bir söylememe bakma ama gerçekten de çok büyük lan. Şaşkınlıktan diyeceklerimi unutuyorum. Olsun. Kafa çukurun kadar büyüktü sana aşkım (iyi çevirdim mi sevgilim, nolursun evet de).

Neyse sevdiceğim.

Hislerimi yine dökemedim, yine açamadım içimi sana.

Bu yatakta yalnız ve gece boyunca sessizce salmış olduğun yumurta kokusuyla birlikte ancak bu kadar çıkabiliyor yüreğimden hislerim. Bu kadar açılabiliyorum, ki ne açıldım onu da anlamadım yazıya şöyle bir bakınca. Tam bir duygusuz odunum sevdiceğim. Allah benim belamı versin, iki satır duygusallık katamadım amk.

Bu gidişin bende bir sürpriz, bu gidişin bende bir hayal, bu gidişin bende çaresiz bir hıçkırık... Bu altı yıl sonra ilk kez pazar sabahı senin bakkala gidişin bende bir deprem, bende bir şaşkınlık, bende bir rus ruleti...

Gazeteyi almayı unutma sevdiceğim... 

Bir de kaymak; bilirsin severim...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Sen Buradan Giderken....

  1. Adsız says:

    Çok beklettiniz hocam ya daha sık yazın lütfen :( Emeğinize sağlık, mizahınıza sağlık iyi günler :)

National Geographic POD